|
Kurbağalar, amfibiler (çiftyaşamlılar) olarak
bilinen canlılar grubunun üyeleridir ve hem
suda, hem de karada yaşamaya uyum
sağlamışlardır. Kara yaşamına tam olarak uyum
yapamadıkları için de, akciğer solunumuna ek
olarak başka solunum şekillerine de sahiptirler.
Deri solunumu da bunlardan birisidir.
Solunumun gerçekleştiği
her organda veya vücut bölümünde, belirli bir
oranda nemlilik olmalıdır. Çünkü solunum
gazlarının dolaşım sistemine katılabilmesi için,
sıvı içerisinde çözünmeleri gerekir. Örneğin
akciğerde gaz alışverişinin gerçekleştiği
alveollerin iç yüzeyi de mukus sıvısı ile
kaplıdır.

Kurbağaların derileri,
mukus salgısı yapan bezlerce zengindir. Deri
solunumunu yeterli bir biçimde
gerçekleştirebilmesi için, hayvan yüzey derisini
sürekli olarak bu bezlerin salgıları ile nemli
tutar. Ancak derinin nemli olmasının tek görevi
solunuma yardımcı olmak değildir. Düşmanlarından
korunabilmek için, kaygan bir deriye sahip
olması her zaman büyük bir avantajdır (Bir
sabunun kayganlığı nedeniyle elinizden nasıl
çabucak kayabildiğini düşünün). Ayrıca yine çoğu
kurbağa türünde, düşmanlarından korunma amaçlı
olarak çeşitli toksik maddeler salgılayan deri
altı zehir bezleri de bulunur. Bu salgıların
zehir oranları türlere göre değişkenlik
gösterir. Ülkemizde ise, insana zarar
verebilecek denli zehirli olan türler
bulunmamaktadır.
İlave bilgi
Kurbağa, iki
yaşamlılar (Amphibia) sınıfındaki türlerin
%88'ini ve Anura takımını oluşturan
hayvanlardır. Anura, Yunanca'daki "yokluk" ön
eki olan "an-" ile yine Yunanca'da "kuyruk"
anlamına gelen "oura" sözcüklerinden türetilmiş
bir terimdir ve "kuyruksuz" demektir.
Erişkinlerinin uzun arka bacaklar, tıknaz gövde,
araları zarlı parmaklar, çıkık gözler ve
kuyruksuzluk gibi özellikleri bulunan
kurbağaların büyük çoğunluğu yarı sucul bir
yaşam sürer ama tırmanarak ya da zıplayarak
karada da rahatça hareket edebilirler.
Yumurtalarını tipik olarak su birikintileri,
gölcük ya da göllere bırakan kurbağaların iribaş
adı verilen ve suda gelişen larvalarında ön ve
arka bacaklar yokken, su içinde soluyabilmek
için solungaçlar ve yüzebilmek için yüzgeçli
kuyruk vardır. Çoğunluğu otçul olan ve
solungaçlarından süzülen alglerle beslenen
iribaşlardan başkalaşan erişkin kurbağalar,
sıklıkla eklem bacaklıları, karından bacaklıları
ve halkalı solucanları içeren etçil bir yaşam
sürerler.

Özellikle
çiftleşme döneminde belirginleşen ve halk
arasında "vıraklama" olarak anılan
seslenişleriyle dikkat çeken kurbağalar,
ekvatordan kutup altı bölgelere kadar olan,
geniş bir yayılım alanında bulunurlar. Çoğunluğu
tropik yağmur ormanlarında olmak üzere, toplam
33 familyaya dağılmış yaklaşık 5250 türü bulunan
bu canlılar, çeşitliliği en fazla olan
omurgalılardandır. Ancak, kimi kurbağa
türlerinin giderek azalan sayıları da dikkat
çekmektedir. Kurbağalar yazın toprağın altında
kurur.
Kaynak:
Tübitak Bilim
ve Teknik Dergisi ve Wikipedia |