|
PSİKOLOJİK SAVUNMA SİSTEMLERİ
Birincil (yemek, uyku, barınma, cinsellik…) ve
ikincil (başarı, statü…) olmak üzere pek çok
güdüye sahip olduğumuzu ve her güdünün, tatmin
edilmediğinde organizmaya psikolojik ya da
fizyolojik olarak bir şekilde zarar verdiğini
düşünecek olursak kendimizi bu zarardan
koruyabilmek adına savunmaya geçtiğimizi ve
belli mekanizmaları devreye soktuğumuzu
söyleyebiliriz. "Savunma Mekanizmaları" olarak
adlandırılan bu istemsiz davranışlar günlük
hayat içerisinde farkında olmaksızın kendini
herhangi bir anda gösterebilir. Psikoloji
literatürüne baktığımızda, psikolojik savunma
sistemleri hakkında en detaylı kuramı Freud’un
oluşturduğunu görüyoruz. Bugün, Freud’un düşünce
okuluna bağlı olmasalar da pek çok düşünce
sistemi, analitik kuramda adı geçen bu savunma
sistemlerine göndermeler ve yorumlar yapmaya
devam ediyor. Bu nedenle de psikolojik savunma
sistemlerini sıralarken Freud’un kuramını temel
almak yanlış olmayacaktır.

Mekanizmaları
sıralamadan önce adı geçen savunmaların, kuramın
hangi noktasında asılı olduğunu belirtmekte
fayda var. Böylece bu sistemlerin işlevi de
zihnimizde daha bir anlam kazanabilir. Biliyoruz
ki Freud, cinsellik ve şiddet olmak üzere iki
temel güdüye sahip olduğumuzu düşünüyor. Bu iki
temel güdü, kişiliğimizin "id" yapısını
oluşturuyor. Haz prensibiyle işleyen id, sürekli
olarak tatmin arıyor. Sosyal çevre ve kültürün
neyin kötü neyin yanlış olduğuna dair üzerimize
yaptığı baskıysa kişiliğimizin "süper ego"
yapısıyla hayat buluyor. Son yapı olan ego, işte
bu temel güdülerimizle kültürel elemanlar
arasında bir köprü görevi görüyor ve id'i sosyal
açıdan kabul görecek yollarla tatmin etmeye
çalışıyor. Bu zor görevi başarırken ise
sıralayacağımız savunma mekanizmalarını araç
olarak kullanıyor:
1.) Bastırma:
Freud’un savunma sistemlerinin çekirdeğinde yer
alan bastırma mekanizmasında kişi, kendisini
tehdit eden herhangi bir uyaranı ya da hayatına
giren ve ona travmatik deneyimler yaşatan
herhangi birini tamamen unutabiliyor.
Örn: Fobiler. Kişi sebepsiz bir korku duysa da
bu korkunun çıkış kaynağını hatırlamıyor.
2.) Reddetme:
Reddetmede kişi, bastırmanın aksine gerçeğe dair
herhangi bir bilince sahip olsa da kaygı yaratan
uyaranın varlığını reddederek yok sayıyor.
Örn: Sınav sonuçları açıklandı ve kötü bir not
alındı diyelim. Bu kötü notun alınmış olmadığını
varsayarak, öğretmenin puanları toplarken bir
yanlışlık yapmış olduğunu düşünme.
3.) Yöneltme:
Kişi kabul görmesi güç bir içtepiyi başka
bir uyarana yöneltiyor.
Örn: İş yerinde patronla bir gerginlik yaşayıp
siniri eve döndükten sonra, eşten çıkarma.
4.) Olayları entelektüelleştirme:
Kişi herhangi bir olayın duygusal yönünü
görmezlikten gelerek, onun entelektüel açıdan
göze çarpan özelliklerine odaklanıyor.
Örn: Herhangi bir yakının kaybında, üzüntü ve
yas duyulacağına cenaze töreninin detaylarına
takılma.

5.) Yansıtma:
İçsel bir gerçeğin yarattığı kaygı
nedeniyle, kişi kişisel etmenlerle ilgili bir
durumu dışarıdaki bir uyarana bağlıyor.
Örn: Herhangi biriyle tartışılırken
kaybediliyorsa tartışmada haksız düşmemek adına
karşıdakinin "akılsız" olduğunu söyleme.
6.) Mantık çıkarımları:
Olayların gerçek nedenlerinden farklı mantık
çıkarımları yapılıyor.
Örn: Hoşlandığı kadın tarafından reddedilen bir
adamın "Zaten yeterince iyi değildi" gibi bir
çıkarımda bulunması.
7.) Tepki oluşturma:
Tepki oluşturma mekanizmasında kişi, istenmeyen
düşünce ve davranışları reddetmekle kalmayıp,
kendisinin bu düşünce ve davranışları sergileyen
gruptan olmadığına inandırıyor.
Örn: Herhangi bir arkadaşından nefret eden bir
kişi, ona aşırı sevgi gösterilerinde bulunuyor
olabilir.
8.) Geri çekilme:
Kişi geçmişte kendisini güvende hissettiği bir
gelişimsel döneme geri dönüyor.
Örn: Yaşça büyük bir çocuğun stresli olduğu bir
dönemde tekrar yatağını ıslatmaya başlaması.
9.) Süblimasyon:
Saldırganlığın ardında yatan itici kuvvet olarak
görülüyor.
Örn: Bir gencin içindeki saldırganlık
duygularını amerikan futbolu oynayarak
boşaltması.
İnci Ayhan
Kaynak:
Tübitak Bilim
ve Teknik Dergisi |